Güzel bir sabahtan hepinize merhaba…

Kasım ayının ortalarına geldik, havalar hala bahar tembelliğinde…

Bir türlü kış mevsiminin ürpertici bir o kadar da haz verici soğuğunu henüz göremedik.

Haftaların su gibi aktığı, ömrümüzün hızla geçtiği yılların geri dönüşümü yok. 

Maalesef diyemeyeceğim. Aslında elimizde olsa geçen zamanı getirmeyi ne için isterdik diye size sorsam, ne cevap verirdiniz? Merak ettim, merak ediyorum…

İnsan sanır ki yüz yaşına kadar yaşayacak, olmadı seksen veya doksan yaşına kadar bir ömür biçer kendisine. Halbuki her an ölümle burun buruna yaşarken bu nasıl bir ruh halidir. 

Ve ne zaman kendi kendimize biçtiğimiz ömür süresinin  yarılarına   geliriz o zaman geriye bakar ve zamanı geri getirmek isteriz.

Bunu istememizin bir sürü nedeni olabilir. Genel olarak hayatın hızla geçtiğini düşünüp ölüm korkusunu ensemizde hissettiğimizden olabilir diye düşündüm.

Veya elimizden giden kayan her ne varsa onları tekrar geri alabilme isteği de olabilir…

İnsanlar yaşarken hiç ölmeyecek gibi yaşar. 

Bu esnada bazen kırıp dökerler,

Bu esnada bazen sevinç gözyaşı dökerler,

Bazen ağlarlar, bazen gülerler…

Bu sonu gelmeyecek gibi görünen hayatı yaşarken bazen bunun size verdiği kibirle, sevdiklerinizi öldürürsünüz hem de erken bir yaşta…

Aslında o çok sevdiğiniz ve yaşadığınız hayat her an bitebilir.

Ama aldırmayız ve umursuzca yaşarız…Seviyorum ben de…

Umursuzca, geçmişi düşünmeden yaşamayı…

Fakat kırıp dökmüyorum. Sadece geçmiş diye bir kavramım uzun zamandır yok.

Çok istediğim ve gerçekleşen bir olayı yaşıyorum artık. O da geçmiş ile ilgili herşeyi sildiğimdir.

Bunu bir ara çok istemiştim hem de yürekten…

Sonra arasıra kontrol ettiğimde hala geçmişin yerinde durduğunu hissedip üzülmüştüm.

Ne zaman onu arayıp sormadım bir gün baktım ki geçmiş yok…Gitmiş hayatımdan…

Çok az silik, renksiz izler var, bazen kendimi zorladığımda aklıma gelen, onun dışında bana verilen, sunulan yaşam denizinin içinde bazen mutluluk ve keyifle, bazen içinde o an bulunduğum olayların verdiği hüzünle varoluşu yaşıyorum.

Bunun adına ben her anımın kıymetini abartmadan yaşamak diyorum.

Ucunda ölüm olan her ne varsa çok da abartılmaya gelmez. Ve bu yaşamda ne eşyalara ne de insanlara sizi üzecek şekilde bağlanmayın… Onlar da elinizden gidecektir günü ve vakti geldiğinde…

Ve giden her ne varsa sevgiyle uğurlamayı bize her nasıl duygu verse ve yaşatsa bile yapmalıyız. Bu yüzden midir nedir, hiç bir abartı göstermeden yaşıyorum anımı, günlerimi ve ömrümü…

Bana verdikleri mutlulukla yüzüme gülümse koyan her ne varsa onlarla olduğum anları kalbimde ve ruhumda kelebekler hissederek yaşıyorum.

Tıpkı bazen yatağın üzerine çıkıp şiltede zıpladığım ve kendimi aynada seyredip güldüğüm gibi…

Hayatımda var oldukları için de onları yüreğimden kocaman bir teşekkürle sarıyorum kucaklıyorum…

Güzel bir haftasonu sizlerle olsun…

 

No responses yet

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir