Kendimi ne geçmişi ne de geleceği düşünerek varsayım ve kurgularla oyalıyorum.
Sanırım bir tek gerçek olan yaşadığımız an veya zamandır diye böyle bir ruh halindeyim.
Bilinmeyen zamanları seviyorum, sadece ne olacağını bilmediğimiz zamanları…
Farkettim ki her ayrıntısını ve kıvrımını nerdeyse gözüm kapalı bildiğim her şey beni yoruyor.
Yani geçmiş…
Ve tabii ki geleceği de kurgulamak…
Böyle zamanlarda kollarında olmak istediğim sevgiliye rağmen, sadece olduğum yerde dururum bir adım atamam ona bile…
Ne garip bir durumdur ki bu hal bana hüzün vermez, sanılanın aksine dudaklarımda sevgilinin bana bakan gülümseyen bakışlarına bir an önce kavuşma arzusuyla sadece durmak ve kararsız kalmak beni daha da kamçılıyor.…
Hayatımın bir gün sonra ereceğini bilerek, her bir dakikanın kıymetini anlayarak yaşamak…
Sanırım yaptığım bu…
Böyle yaşamak aslında bana, kiminle olmak istediğimi, gerçek isteklerimi, gerçek özlemlerimi, hırslarımı, zaaflarımı ve daha bunun gibi birçok duygu ve düşüncemle yüzleşme şansı veriyor..
Yaşamı her nasılsa öylece kabullendim. Mucize ve beklentilerle yaşamak istemeyişimin nedeni de belki de onların olmayacağını bilmemdir.
Hayatınızdan çok sevdiğiniz birisi çıkınca veya çok sevdiğiniz birini kaybedince bir tek kendinize yalan söyleyemeyeceğinizi anlıyorsunuz.
İnsan her ne kadar “hayır söylemem” dese bile, mutlaka bir kez olsun hayatında kendi kendine ihanet etmiştir, edebilir, yalan söyleyebilir, kandırabilir de, çünkü insanız ve zaaflarımız, arzularımız, beklentilerimiz vardır.
Fakat uğruna her şeyinizi feda edebileceğiniz bir insanı kaybediş,
Veya atanızı kaybediş,
Sizi bu gerçekle yüzleştirir. Bilirsin ki son her an gelebilir.
İşte bu yüzden henüz çok uzun bir zaman olmadı fakat bir süredir sadece içerisinde bulunduğum zamanı yaşıyorum.
Geçmiş ve geleceği düşünerek yaşamak sizi bir sürü ezberlenmiş haritanın içine sokar.
İster istemez hayatınıza yalan da girer, baştan savmalar da girer, boş yere söz vermeler de girer…
Daha önceden yürünmüş yollardan yürünür,
Belki cesaretsizlik, belki kolaycılığa kaçmak,
Belki de en az baş ağrıtan bir seçim.
Gerçekler gibi üzmez yalanlar,
Bugün hava çok soğuk…
Sabah ofise gitmeden önce bahçede kedilerimle dolaşırken bunları düşündüm.
Ne kadar çok şey düşünmüşüm diye kendi kendime güldüm…
Vakit henüz biraz daha bahçede dolaşmaya müsait…
Oldum olası severim soğuk ve ayazı,
İçimin buz gibi kaplanırcasına, ne dudaklarımın, ne de ellerimin hareket edebileceği durumum olması gibi…
Ama severim ben yine de…Her ne olursa olsun, sonsuz gibi gelen, her an bitebilecek yaşam maceramıza ara sıra da olsa kararsızlıklar içerisinde, bilinmeyen yollara girme şansını verin.
Pek bir şey kaybetmezsiniz…
Bir elimde yaseminlerim, bir elimde sabah kahvem…
Şuan gerçek olan bu, sadece yaşadığım mekân ve zamana odaklandım.
Tek gerçek olan…
No responses yet